5729 sayılı kanun ve yönetmelik hükümleri
5729 SAYILI SES VE GAZ FİŞEĞİ ATABİLEN

SİLAHLAR HAKKINDA KANUN’UN

CEZA HÜKÜMLERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME


I. Giriş: 5729 sayılı Kanun’a kadar olan dönemde ses ve gaz fişeği atabilen silahların hukuki durumu

765 sayılı TCK döneminde, “kuru sıkı tabanca” olarak tabir edilen ses ve gaz fişeği atabilen silahların, imali, ithali, taşınması veya bulundurulması konusunda gerek TCK’de gerekse diğer özel yasalarda bir düzenleme bulunmamaktaydı. Nitelikleri bakımından, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun ile 2521 sayılı Avda ve Sporda Kullanılan Tüfekler, Nişan Tabancaları ve Av Bıçaklarının Yapımı, Alımı, Satımı ve Bulundurulmasına Dair Kanun kapsamına girmeyen bu silahların imali, satışı, taşınması ya da bulundurulması ruhsata veya belgeye bağlı değildi.

İmal ve satışı serbest olan ve bulundurulması, taşınması yasak olmayan bu silahlar; 6136 ile 2521 sayılı yasaların kapsamına girmediği gibi, “yasak silah” niteliğinde olmadığından 765 sayılı TCK’nin 36/2’nci maddesine göre de müsadere edilememekteydi. Fakat, kuru sıkı tabanca herhangi bir suçta kullanılmışsa, 765 sayılı TCK 36/1’inci madde gereğince müsadere edilmekteydi. Sözgelimi, kuru sıkı tabanca ile sebepsiz yere yerleşik yerde havaya ateş edildiğinde, 765 sayılı TCK’nin 551’inci maddesinde düzenlenen “yerleşik yerde ateş etmek” suçunda kullanılan eşya olarak tabancanın müsaderesi yoluna gidiliyordu.[1]

Bu dönemde, valiliklerce 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11’inci maddesine dayanılarak, kuru sıkı olarak tabir edilen ses ve gaz tabancalarının bulundurulması, taşınmasına dair yasaklamalar getirilmiş, yasaklamalara uymayanlar hakkında da yerel mahkemelerce 765 sayılı TCK’nin 526’ncı maddesi uygulanmışsa da, yüksek Yargıtay, imali ve satışı serbest bırakılan, 6136 sayılı Kanun’da taşınması ve bulundurulmasının yasaklandığına dair hüküm bulunmayan ses ve gaz fişeği atabilen silahların taşınmasında, 765 sayılı TCK’nin 526’ncı maddesindeki suç unsurlarının bulunmadığı, kanunla düzenlenmiş bulunan hususlarda idari tasarrufla suç ihdasının mümkün bulunmadığına dair kararlar vermiş ve yerel mahkeme kararlarını bozmuştur.[2]

01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girerek, 765 sayılı TCK’nin yerini alan 5237 sayılı TCK’de de kuru sıkı tabancalara dair bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Yine, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “silah taşıma” başlıklı 43’üncü maddesi[3] de, taşınması yasak olmayan ve ruhsata tabi olan silahlar bakımından düzenleme getirmiş; taşınması/bulundurulması ruhsata tabi olmayan kuru sıkı tabancaları kapsam dışında bırakmıştır.

Yeni TCK döneminde, kuru sıkı tabanca ile yerleşik yerde ateş edilmesi durumunda, Yargıtay, 765 sayılı TCK dönemindeki uygulamasını[4] devam ettirmiş ve bu tabancaların, 5237 sayılı TCK’nin “genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması” başlıklı 170’inci maddesinde[5] öngörülen “silah” niteliğinde olmadığını, bu nedenle TCK’nin 170’inci maddesinde öngörülen suçun değil,[6] 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 36’ncı maddesinde öngörülen “gürültü” kabahatinin oluşabileceğine, ancak maddede ayrıca yer verilmediğinden mülkiyetinin kamuya geçirilemeyeceğine karar vermiştir[7].

Kuru sıkı tabanca olarak tabir edilen ses ve gaz fişeği atabilen silahların, nitelikleri itibarıyla ruhsata tabi ateşli silah olarak değerlendirilememesi, taşınmasının kanunen yasaklanmış olmaması ve kişilerce kolaylıkla temin edilebilmesi nedeniyle, çeşitli suçlarda sıklıkla kullanılır hâle geldiği ve bu durumun da toplumun huzur ve güvenliğini olumsuz yönde etkilediği tespit edilmiştir. Bu nedenle, kamuoyu gündemine de sıkça gelen bu tür silahlarla işlenen suçların önlenebilmesi açısından, mevcut boşluğu giderecek kanuni düzenleme yapılması zorunlu hâle gelmiştir.[8]

Yukarıda belirtilen gerekçeler ışığında, 12/02/2008 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5729 sayılı Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silahlar Hakkında Kanun ile haklarında mevzuat hükümlerinde herhangi bir düzenleme bulunmayan ses veya gaz fişeği atabilen silahların,[9] imali, ithali, taşınması ve bulundurulması hususlarının düzenlenmesi amaçlanmıştır.

5729 sayılı Kanun’un 5’inci maddesi, bu Kanun kapsamına giren silahların imal, ithal, ihraç, bulundurma, nakil, satış veya edinilmesine ilişkin usul ve esaslar ile bunlarla ilgili izin, kayıt ve tescil işlemleri Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanlığın görüşü alınmak suretiyle İçişleri Bakanlığı ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca altı ay içinde müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirleneceğini ifade etmiştir. Nitekim bu amaçla hazırlanan “Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silahlar Hakkında Yönetmelik”de 02/05/2008 gün ve 26864 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

II. 5729 sayılı Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silahlar Hakkında Kanun’un ceza hükümleri

1. Genel olarak

5729 sayılı Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silahlar Hakkında Kanun’un 4’üncü maddesi “ceza hükümleri” başlığını taşımaktadır. Bu bölümde, 5729 sayılı Kanun’un ceza hükümleri, öngörülen yaptırım esas alınmak suretiyle suç ve kabahat ayrımına tabi tutularak incelenecektir. Ayrıca 4’üncü maddeye yollamada bulunan Geçici 1’inci madde de incelenecektir.

Ceza hükümlerini incelemeye geçmeden önce, “ses ve gaz fişeği atabilen silah” ile “ses ve gaz fişeği atabilen tabanca”dan ne anlaşılması gerektiğinin üzerinde durmak gerekir. 02/05/2008 gün ve 26864 sayılı Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silahlar Hakkında Yönetmeliğin “tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesi bu soruya cevap vermektedir. Yönetmelik, “ses ve gaz fişeği atabilen silâhı”, “ses ve gaz fişeği atabilen, namlusu hiçbir şekilde katı cisim atamayacak, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun hükümlerine tabi silâh vasfına dönüştürülemeyecek nitelikte imal edilmiş, kurusıkı da tabir edilen silâhlar” (madde 4/1-c); “ses ve gaz fişeği atabilen tabanca”yı, “tam otomatik olmamak şartıyla, ses ve gaz fişeği atabilen, namlusu hiçbir şekilde katı cisim atamayacak şekilde imal edilmiş, bilinen toplu tabanca veya yarı otomatik tabanca görünümünde ve çalışma sistemini haiz olan silâhlar” (madde 4/1-ç), olarak tanımlamıştır.

2. Suç teşkil eden fiiller (madde 4/1)

A. Kanun kapsamındaki silahları yetkili mercilerden izin almadan imal edenler veya satanlar (madde 4/1)

5729 sayılı Kanun’un 4/1’inci maddesi, “Bu Kanun kapsamındaki silahları yetkili mercilerden izin almadan …. imal edenler veya satanlar”ın bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yüz günden beşyüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacağını hüküm altına almıştır. Görüldüğü gibi madde, kanun kapsamındaki silahların yetkili mercilerden izin almadan imal edilmesi veya satılmasını “suç” olarak kabul etmiş ve karşılığında uygulanacak yaptırım olarak hapis ile birlikte adli para cezasını öngörmüştür.

Kanun’un 2/1’inci maddesi, Kanun kapsamına giren silahların imalini Sanayi ve Ticaret Bakanlığının iznine tabi kılmış; 5’inci maddesi ise, kanun kapsamına giren silahların imal, ithal, ihraç, bulundurma, nakil, satış veya edinilmesine ilişkin usul ve esaslar ile bunlarla ilgili izin, kayıt ve tescil işlemleri Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanlığın görüşü alınmak suretiyle İçişleri Bakanlığı ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca altı ay içinde müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirleneceğini ifade etmiş; söz konusu Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silahlar Hakkında Yönetmelik’de 05/02/2008 tarihli ve 26864 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve altıncı maddesinde, ses ve gaz fişeği atabilen silâhları üretecek kuruluşların, Sanayi ve Ticaret Bakanlığından “kuruluş ve ön izin belgesi”, yedinci maddesinde de “üretim izin belgesi” almak zorunda olduklarını ifade etmiştir.[10]

Böylece, kanunda öngörülen şekilde yetkili mercilerden izin alınmadan, kanun kapsamına giren silahların üretilmesi veya satılması 4/1’inci maddesindeki suçu oluşturacaktır.

B. 6136 sayılı Kanun hükümlerine tabi silah vasfına dönüştürülecek şekilde imal edenler veya satanlar (madde 4/1)

5729 sayılı Kanun kapsamındaki silahları 6136 sayılı Kanun hükümlerine tabi silah vasfına dönüştürülecek şekilde imal etme veya satma fiili, 5729 sayılı Kanun’un 4/1’inci maddesinde düzenlenen diğer bir suçu oluşturmaktadır. Öngörülen yaptırım da bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yüz günden beşyüz güne kadar adli para cezasıdır.

Nitekim aynı Kanun’un 2/2’nci maddesi, kanun kapsamındaki silahların 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun hükümlerine tabi silah vasfına dönüştürülemeyecek ve üzerinde 6136 sayılı Kanun hükümlerine tabi silahlardan rengi ve şekli belirtilerek açıkça ayırt edilmesini sağlayan bir işaret taşıyacak şekilde üretilmesini zorunlu kılmaktadır. Üstelik bu zorunlulukların ithalatta da aranacağını belirtmiştir. Yönetmelik de, “üretim esasları” başlıklı 5’inci maddesinde, imal edilecek ses ve gaz fişeği atabilen silâhların çalışma sistemleri, mekanik yapıları ve görünümlerinin ne şekilde olacağına dair ayrıntılı düzenlemelere yer vermiştir.

Burada suç teşkil eden fiil, 6136 sayılı Kanun hükümlerine tabi silah vasfına dönüştürülecek şekilde imal etme veya satmadır. Bu silahları 6136 sayılı Kanun’a tabi silah vasfına dönüştürülenlerin/ dönüştürecek şekilde tadilat yapanların eylemi, bu maddeye aykırılık oluşturmamaktadır. Koşulları varsa, 5728 sayılı Yasa’yla değişik 6136 sayılı Kanun’un 13/son maddesine aykırılık oluşturacaktır. 5728 sayılı Yasa’yla değiştirilen 13’üncü maddeye eklenen bu son fıkraya göre, “kuru sıkı tabir edilen ses veya gaz fişeği ya da benzerlerini atabilen tabancayı, teknik özelliklerinde değişiklik yaparak öldürmeye elverişli silah haline dönüştüren kişi, bu maddenin birinci fıkrası hükümlerine göre cezalandırılır.”

Dolayısıyla, kuru sıkı olarak tabir edilen silahları 6136 sayılı Kanun’a tabi silaha dönüştürülecek şekilde imal etme eylemi 5729 sayılı Kanun’un 4/1’inci maddesine; dönüştürme eylemi ise, 6136 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesine aykırılık oluşturacaktır.



C. Suçlar karşılığında öngörülen yaptırım

5729 sayılı Kanun’un 4/1’inci maddesi yukarıda belirttiğimiz suç oluşturan her iki fiil karşılığında, yani bu kanun kapsamındaki silahları yetkili mercilerden izin almadan veya 6136 sayılı Kanun hükümlerine tabi silah vasfına dönüştürülecek şekilde imal edenler veya satanlar hakkında, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yüz günden beşyüz güne kadar adli para cezası uygulanmasını hükme bağlamıştır. Hapis ve adli para cezasının birlikte öngörüldüğünün unutulmaması gerekir.

Her iki suça konu silahların müsadere edilip edilemeyeceği hususu da irdelemeyi gerektirmektedir. Bilindiği üzere, 5237 sayılı Yeni Türk Ceza Kanun’u, suç karşılığı olarak uygulanacak yaptırımları, ceza ve güvenlik tedbiri olarak belirlemiştir. Suç karşılığında yaptırım olarak uygulanacak güvenlik tedbirleri içinde, 54’üncü maddede “eşya müsaderesi”ne, 55’inci maddede ise “kazanç müsaderesi”ne yer verdiğini görmekteyiz. Genel hükümler kısmında müsadereye ilişkin genel ve kuşatıcı düzenlemede bulunan yeni TCK, Ceza Kanun’ u ile özel ceza kanunları arasındaki ilişkiyi, Ceza Kanunu’ndaki genel hükümlerin özel ceza kanunları için de geçerli olduğu şeklinde hükme bağlamıştır (madde 5).[11]

Bu açıklamadan sonra, yetkili mercilerden izin alınmadan veya 6136 sayılı Kanun hükümlerine tabi silah vasfına dönüştürülecek şekilde imal edilen veya satılan ses ve gaz tabancalarının, hem “suçtan meydana gelen eşya (yeni TCK madde 54/1)” olması itibariyle eşya müsaderesi hükümlerine, hem de “suçun konusu olan eşya (yeni TCK madde 55/1)” olması itibariyle kazanç müsaderesi hükümlerine göre müsadere edilebilir.[12] Söz konusu silahlar bir suçun işlenmesinde kullanılmışsa, durum özellik arz etmediğinden yeni TCK madde 54/1’e göre müsadere edileceği kuşkusuzdur.

3. Kabahat teşkil eden fiiller (madde 4/2-3)

A. Maddeye aykırılık (madde 4/2)

A.a.Maddenin birinci fıkrasına aykırılık

A.a.a. Kanun kapsamına giren silahların taşınması (madde 3/1-a, 4/2)

5729 sayılı Kanunun 3/1-a maddesi, bu Kanun kapsamına giren silahların taşınmasını yasaklamaktadır. Kanun’un 4/2’nci maddesi de bu yasağa aykırı davranışta bulunanlara beşyüz Yeni Türk Lirası idarî para cezası verileceğini, ayrıca bu silahın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verileceğini düzenlemiştir.

Burada yasaklanan fiil, ses ve gaz tabancalarının taşınmasıdır. 5728 sayılı Yasa’yla değişik 2521 sayılı Kanunun 13’üncü maddesinde, yivsiz tüfek ruhsatnamesi olmadan yivsiz av tüfeği bulundurmak eylemi idari yaptırım gerektiren bir kabahat olarak düzenlenmiştir. 5728 sayılı Kanun değişikliğinden önce 13’üncü madde metninde, “bulundurma veya taşıma”dan söz edildiği halde, yeni madde metninde sadece “bulundurma”dan söz edilmiştir. Madde gerekçesi bu durumu, bu madde hükümlerinin uygulanmasında ruhsatsız av tüfeği bulundurma, taşımayı da kapsayacaktır, şeklinde açıklamıştır. Dolayısıyla av tüfeğinin evde, işyerinde bulundurulması gibi taşınması da 13’üncü maddeye göre yasaklanan fiildir. Buna karşılık, ses ve gaz tabancasının, ev veya işyerinde bulundurulması 3/1-a. maddesine aykırılık oluşturmamaktadır.

Böylece, ses ve gaz fişeği atabilen silahı taşıyan hakkında, idari para cezası uygulanacağı gibi, silahın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine de karar verilecektir. İdarî para cezasına ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar vermeye mahallî mülki amir yetkilidir (madde 4/4).

A.a.b. Kanun kapsamına giren silahların hükümlü olanlar veya onsekiz yaşından küçüklere satılması (madde 3/1-b, 4/2)

5729 sayılı Kanun’un 3/1-b maddesine göre, ses ve gaz fişeği atabilen silahların;

- Ateşli silahlarla işlenen suçlardan dolayı hükümlü bulunanlar,

- 6136 sayılı Kanun kapsamına giren suçlardan dolayı hükümlü bulunanlar,

- Kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olanlar ile

- Onsekiz yaşından küçüklere satılması, yasaktır.

Maddeden anlaşıldığı üzere, kanun kapsamına giren silahların, 18 yaşından küçüklere satışı yasaktır. Bunun belirlenmesinde uygulamada bir sıkıntı yaşanmayacağını düşündüğümüz için üzerinde durmuyoruz.

Ses ve gaz fişeği atabilen silahların satışının yasak olduğu diğer bir hâl de, hükümlülük/mahkum olma halidir. Bunun için de kararın kesinleşmiş olması gerektiği açıktır. Maddeye göre, bu silahların, ateşli silahlarla işlenen veya 6136 sayılı Kanun kapsamına giren suçlardan dolayı hükümlü bulunanlara satışı yasaktır. Burada önemli olan belirtilen suçlara, yani ateşli silahla işlenen veya 6136 sayılı kanun kapsamına giren suçlara ilişkin hükümlülüktür; mahkumiyetin para veya hapis cezasına ilişkin olması önem arz etmemektedir. Keza hapis cezası, yeni TCK madde 51 gereğince ertelenmiş olsa dahi, erteleme bir infaz şekli olduğundan, satışa engel oluşturmaktadır.

Diğer taraftan, kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olanlara satışı yasaktır. Bunun için de mahkumiyetin kasıtlı bir suça ilişkin olması ve hükmedilen cezanın hapis cezası olması ve süre itibariyle de bir veya daha fazla süreli olması gerekir. Dolayısıyla, mahkum olunan suç taksirli bir suça ilişkin ise veya hükmedilen ceza para cezasıysa veya hapis cezası olmakla birlikte kısa süreli ise, satışa engel oluşturmamaktadır.

Bu koşul bakımından, kuru-sıkı olarak tabir edilen bu silahları satmada/satın almada bir engel olup olmadığı, kuşkusuz ki, adli sicil kaydından anlaşılacaktır. Fakat sorun, adli sicil kaydında var olan bir kaydın engel oluşturup oluşturmadığını kimin belirleyeceğine düğümlenmektedir. Kanun’da düzenlenmeyen bu husus çıkarılan Yönetmelik’te açıklığa kavuşturulmuştur. Yönetmeliğin 9/2’nci maddesine göre, “yapılacak satışlarda satıcı, silâh satın alacak kişinin Kanunun üçüncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen şartları taşıyıp taşımadığını tespit etmek amacıyla; silâh satın alacak kişi tarafından ibraz edilecek olan adli sicil belgesi ve kimliğini ispata yarayan belgeyi kontrol etmek ve şartları taşıyanlara satış yapmak zorundadır”. Yönetmeliğin 8/5’inci maddesine göre de, “Kanunda belirtilen bir aylık bildirim süresi içerisinde birinci fıkradaki usule göre mülkî amirliğe başvuranlardan durumu ses ve gaz fişeği atabilen silâh edinmeye uygun olmadığı anlaşılanların silâhının mülkîyeti kamuya geçirilerek ses ve gaz fişeği atabilen silâhı satan şahıs hakkında Kanun’un 4’üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hükümlere göre işlem yapılır”.

Yönetmelik, adli sicil kaydını kontrol etme ve engel yoksa satış yapmak zorunda olduğunu ifade etmişse de, doğrusu, hukukçu olmayan bir yetkili satıcının adli sicilde var olan bir kaydın engel oluşturup oluşturmadığını anlaması, bize, pek mümkün görünmemektedir.

5729 sayılı Kanun’un 4/2’nci maddesine göre, 3’üncü maddenin birinci fıkrasında öngörülen bu yasaklara aykırı davranışta bulunanlara beşyüz Yeni Türk Lirası idarî para cezası verilir. Ayrıca bu silahların mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir. İdarî para cezasına ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar vermeye mahallî mülki amir yetkilidir (madde 4/4).

A.a.c. Yönetmelikte belirlenmiş esas ve usullere aykırı olarak imal edilmiş olanlarının satılması (madde 3/1-c, 4/2)

5729 sayılı Kanun’un 3/1-c.maddesi, bu Kanun kapsamına giren silahların, yönetmelikte belirlenmiş esas ve usullere aykırı olarak imal edilmiş olanlarının satılmasını yasaklamaktadır. Kanun’un 4/2’nci maddesi de bu yasağa aykırı davranışta bulunanlara beşyüz Yeni Türk Lirası idarî para cezası verileceğini, ayrıca bu silahın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verileceğini düzenlemiştir.

Söz konusu Yönetmeliğin “üretim esasları” başlıklı beşinci maddesinde, imal edilecek ses ve gaz fişeği atabilen silâhların çalışma sistemleri, mekanik yapıları ve görünümlerinin ne şekilde olacağına dair ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. Düzenleme ile yönetmelikte belirlenmiş esas ve usullere aykırı olarak imal edilmiş olanların satılması, yasak kapsamına alınmış ve yönetmeliğe aykırı imal edilmiş silahları satanlara yaptırım uygulanmasına imkan sağlanmıştır.
İdarî para cezasına ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar vermeye mahallî mülki amirin yetkili (madde 4/4) olduğunu, tekrar belirtelim.

A.b. Bu silahların satışının ruhsatlandırılmış yerlerce yapılması ve bildirim zorunluluğu (madde 3/2, 4/2)

5729 sayılı Kanunun 3 üncümaddesinin 2’nci fıkrası, kanun kapsamına giren silahların satışının, mermi veya av malzemesi ya da yivsiz tüfek satışı yapmak için ruhsatlandırılmış yerlerce yapılacağını düzenlemektedir[13]. Aynı fıkranın 2’nci cümlesi, bu silahları satan bayilerle, başkalarına satan veya devredenlerin ya da başkalarından satın alan veya devralanların bir ay içinde Cumhuriyet savcılığından alacakları sabıka kaydıyla birlikte mahallî mülki amire bildirimde bulunmalarını zorunlu kılmaktadır.[14] Böylece, bu silahların satışının, mermi veya av malzemesi ya da yivsiz tüfek satışı yapmak için ruhsatlandırılmış yerlerce yapılması ile bunları satanların, ellerinden çıkaranların veya yeni edinenlerin bir ay içinde mülki amirliğe bildirimde bulunmaları zorunluluğu getirilerek, bu işlemlerin denetim altına alınması amaçlanmıştır.

Kanun’un 4/2’nci maddesi de bu yasağa aykırı davranışta bulunanlara beşyüz Yeni Türk Lirası idarî para cezası verileceğini, ayrıca bu silahın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verileceğini düzenlemiştir. İdarî para cezasına ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar vermeye mahallî mülki amir yetkilidir (madde 4/4).

A.c. Bu silahların belirtilen şekil ve şartların dışında nakledilmesi (madde 3/3, 4/2)

Kanunun, “taşınması, satışı ve nakli” başlıklı 3’üncü maddesinin 3’üncü fıkrasına göre, “söz konusu silahlar, ancak her an kullanıma elverişli olmayacak ve kolay ulaşılmayacak şekilde, boş olarak kutu içerisinde nakledilebilirler. Bu silahların belirtilen şekil ve şartların dışında nakledilmesi taşıma olarak kabul edilir”. Düzenlemeyle, bu silahların nakillerinin her an kullanıma elverişli olmayacak ve kolay ulaşılamayacak şekilde, boş olarak kutu içerisinde yapılması sağlanarak, bunların kişilerin üzerlerinde taşınmasının ve suçta kullanılmasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Diğer taraftan, taşıma ve nakil arasındaki fark belirlenmeye çalışılmış; “boş olarak” biçimindeki ibareyle kuru-sıkı silahların içinde mermi olmadan taşınması zorunlu hale getirilmiştir. Fıkranın son cümlesiyle de, bu silahların belirtilen şekil ve şartların dışında nakledilmesi taşıma olarak kabul edileceği ifade olunmuştur.[15]

Kanun’un 4/2’nci maddesi de bu yasağa aykırı davranışta bulunanlara beşyüz Yeni Türk Lirası idarî para cezası verileceğini, ayrıca bu silahın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verileceğini düzenlemiştir. İdarî para cezasına ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar vermeye mahallî mülki amir yetkilidir (madde 4/4).

A.d. Reklam ve tanıtım yasağı (madde 3/4, 4/2)

5729 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinin 4’üncü fıkrasına göre, “ses ve gaz fişeği atan silahların ve üretici firmaların isim, marka veya alâmetleri kullanılarak her ne suretle olursa olsun reklam ve tanıtımı yapılamaz. Bu silahların kullanılmasını özendiren veya teşvik eden kampanyalar düzenlenemez”. Öngörülen bu yasaklara aykırı davranışta bulunanlara beşbin Yeni Türk Lirası idarî para cezası ile bu silahların mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verileceği hükme bağlanmıştır (madde 4/2) .

Düzenlemeden de anlaşıldığı üzere, bu tip ses ve gaz fişeği atan silahların ve üretici firmaların, her ne suretle olursa olsun reklam ve tanıtımı yapılamayacaktır. Bu silahların kullanılmasını özendiren veya teşvik eden kampanyalar düzenlenemeyecektir. Aksi halde idari para cezası ile cezalandırılacaktır. Dördüncü maddenin 2’nci fıkrasının son cümlesinde ayrıca silahların mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verileceğini belirtilmişse de, bu fıkrada öngörülen yasağın konusunu oluşturan silahların mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilmesi noktasında sıkıntı yaşanacağını düşünüyoruz. Örneğin, (X) firmasının ürettiği (Y) marka kuru sıkı tabancaların basında çıkan reklamlarında, bu reklama konu teşkil eden firmanın ürettiği (Y) marka bütün silahların mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilmesi gibi bir ihtimalle karşı karşıya kalabiliriz. Böyle bir durumda da, oranlılık ilkesinin ihlali söz konusu olabileceğinden, mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımının, 3’üncü maddenin 4’üncü fıkrasında öngörülen yasaklara uygulanma kabiliyeti olmadığını düşünüyoruz.



B. Kanun kapsamına giren silahları, yönetmelikte belirlenmiş esas ve usullere aykırı olarak imal etmek (madde 4/3)

5729 sayılı Kanun kapsamına giren silahları, yönetmelikte belirlenmiş esas ve usullere aykırı olarak imal edenlere beşbin Yeni Türk Lirasından yirmibin Yeni Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir. Bu fiilin tekrarı halinde idarî para cezasının iki katına karar verilir (madde 4/3). İdarî para cezasına karar vermeye mahallî mülki amir yetkilidir (madde 4/4).

Söz konusu Yönetmeliğin “üretim esasları” başlıklı beşinci maddesinde, imal edilecek ses ve gaz fişeği atabilen silâhların çalışma sistemleri, mekanik yapıları ve görünümlerinin ne şekilde olacağına dair ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. Düzenlemeyle Yönetmelikte belirtilen esas ve usullere aykırı davranışta bulunan üreticilere idari para cezası öngörülmüş ve suçun tekrarı halinde uygulanacak para cezası ağırlaştırılmıştır. Önemle belirtmeliyiz ki, yasak karşılığında mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımına yer verilmemiştir. Kabahatler Kanunu’nun 18/1’inci maddesi gereğince, mülkiyetinin kamuya geçirilmesine, ancak kanunda açık hüküm bulunan hallerde karar verilebilir.

Öte yandan, 5729 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinin 2’nci fıkrası, Yönetmelikte belirtilen esas ve usullere aykırı üretimi sadece beşbin Yeni Türk Lirasından yirmibin Yeni Türk Lirasına kadar idari para cezasıyla cezalandırmakta iken; 3’üncü fıkra, aykırı olarak imal edilmiş olanlarının satılmasını beşyüz Yeni Türk Lirası idarî para cezası ile cezalandırmakta ve ayrıca bu silahların mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verileceğini öngörmektedir.

C. Bildirimde bulunmama veya gerekli izinleri almama (Geçici madde 1; madde 4)

Kanunun yürürlüğe girmesiyle ortaya çıkabilecek sorunları gidermeye yönelik hükümlere geçici birinci maddede yer verilmiştir. Madde ile Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ellerinde bu silahları bulunduranların silahlarının kayıt altına alınması amaçlanmaktadır. Bu silahların üretimine ilişkin sanayi envanteri oluşturulması bakımından bugüne kadar üretilmiş ve Kanun yürürlüğe girdikten sonra üretilecek silahların bildiriminin yapılması zorunluluğu getirilmiştir.[16]

Geçici birinci maddenin 4’üncü fıkrası, “belirtilen süreler içinde bildirimde bulunmayanlar ve gerekli izinleri almayanlar bu Kanun’un 4’üncü maddesine göre cezalandırılır” şeklindeki düzenlemeyle, “ceza hükümleri” başlığını taşıyan 4’üncü maddeye yollamada bulunmuştur. Ancak, biraz sonra değineceğimiz Geçici 1’inci maddenin ilk üç fıkrasında yer verilen izin ve bildirim zorunluluklarına aykırı davranılması halinde, 4’üncü maddenin hangi fıkrasının uygulanacağı belirsizdir; ve kanaatimizce, uygulamada da tereddütlere ve sıkıntılara neden olacaktır. Biz yöntem olarak, geçici birinci maddenin ilk üç fıkrasında yer verilen izin ve bildirim zorunluluklarına dair düzenlemeleri ayrı ayrı incelemeyi ve her bir fıkradaki düzenlemeye aykırılık halinde yollamada bulunulan 4’üncü maddenin hangi fıkrasındaki yaptırımın uygulanabileceğine dair kanaatimizi belirtmeye çalışacağız .

Geçici 1’inci maddenin 1’inci fıkrasına göre, “bu Kanun kapsamına giren silahları ellerinde bulunduranlar, yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde mülki amirliğe bildirimde bulunmaları hâlinde, haklarında cezai takibat yapılmaz”. Bu düzenleme ile Kanun’un yürürlüğe girmesiyle ellerinde bu silahları bulunduranların silahlarının kayıt altına alınması amaçlanmaktadır. Öngörülen bir yılık süre Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlatılmaktadır. Buna göre, bu silahları ellerinde bulunduranlar Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde mülki amirliğe bildirimde bulunmaları hâlinde, haklarında cezai takibat yapılmaz. Şayet bu düzenlemeye aykırı davranılmışsa, yani “belirtilen süreler içinde bildirimde bulunulmamışsa”, aynı maddenin 4’üncü fıkrası gereğince “…bu Kanunun 4’üncü maddesine göre cezalandıracaktır”. Ancak 4’üncü maddenin hangi fıkrasına göre cezalandırılacağı maddeden (Geçici madde 1/4) anlaşılamamaktadır. Kanaatimizce, bu aykırılığı karşılayan düzenleme 4’üncü maddenin 2’nci fıkrasıdır; öngörülen yaptırım da beşyüz Yeni Türk Lirası idarî para cezası ile mülkiyetin kamuya geçirilmesidir (bk. madde 4/2-4).

Geçici birinci maddenin 2’nci fıkrasına göre, “bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte üretim yapmakta olanların, bu Kanunla belirlenen esas ve usullere göre gerekli izinleri, yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde almaları zorunludur. Bu Kanun hükümlerine uygun olarak üretim yapılması kaydıyla yetkili makamlardan izin alarak tabanca veya yivsiz tüfek üretimi yapanların, bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihe kadar, ürettikleri her türlü model ve tip kurusıkı silahın miktarını yetkili makamlara bildirmeleri şartı ile bu Kanun kapsamındaki silahları üretmek için ayrıca izin almaları zorunlu değildir”. Böylece, üretim yapmakta olanların, 5729 sayılı Kanun’la belirlenen esas ve usullere göre gerekli izinleri, Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde almaları zorunlu olup buna aykırılık halinde, izinsiz üretim söz konusu olacağı için Kanun’un 4/1’inci maddesinin uygulanacağı kanaatini taşıyoruz. Eklemeliyiz ki, mevcut fabrika ve imalathanelerin kanun ve yönetmelikle getirilecek zorunlu standartlara uygun üretim yaptıklarını belgelemeleri hâlinde ayrı bir izin almalarına gerek bulunmamaktadır.

Geçici 1’inci maddenin 2’nci fıkrasına göre ise, “bu Kanun kapsamına giren silahların ithalat ve ihracını yapanların, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar olan ithal ve ihraç miktarını altı ay içinde yetkili makamlara bildirmeleri zorunludur”.[17] Maddenin üçüncü fıkrasına aykırılık, yani Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar olan ithal ve ihraç miktarını altı ay içinde yetkili makamlara bildirilmemesi halinde, yollamada bulunulan 4’üncü maddenin -olsa olsa- 2’nci fıkrasının 1’inci cümlesinde öngörülen idari para cezasının uygulanabileceğini düşünüyoruz.

III. Değerlendirme ve sonuç

5729 sayılı Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silahlar Hakkında Kanundan önce, kuru sıkı olarak da tabir edilen ses ve gaz fişeği atabilen silahların, imali, ithali, taşınması veya bulundurulması konusunda gerek 765 ve 5237 sayılı TCK’larda gerekse diğer özel yasalarda bir düzenleme bulunmamakta; nitelikleri bakımından bu silahlar, 6136 sayılı Kanun ile 2521 sayılı Kanun kapsamına girmemekteydi. Dolayısıyla haklarında diğer mevzuat hükümlerinde de herhangi bir düzenleme bulunmaması nedeniyle, bunların imali, satışı, taşınması ya da bulundurulması ruhsata veya belgeye bağlı değildi.

Kuru sıkı tabanca olarak tabir edilen ses ve gaz fişeği atabilen silahların, nitelikleri itibarıyla ruhsata tabi ateşli silah olarak değerlendirilememesi, taşınmasının kanunen yasaklanmış olmaması ve kişilerce kolaylıkla temin edilebilmesi nedeniyle, çeşitli suçlarda sıklıkla kullanılır hâle geldiği ve bu durumun da toplumun huzur ve güvenliğini olumsuz yönde etkilediği tespit edilmiştir. Bu nedenle, kamuoyu gündemine de sıkça gelen bu tür silahlarla işlenen suçların önlenebilmesi açısından, mevcut boşluğu giderecek kanuni düzenleme yapılması zorunlu hâle gelmiş; bu düşünce etrafında hazırlanan 5729 sayılı Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silahlar Hakkında Kanun 12/02/2008 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Söz konusu Kanun, kurusıkı olarak da tabir edilen ses veya gaz fişeği atabilen silahların, imali, ithali, taşınması ve bulundurulmasına dair hususları düzenlenmektedir. Kanun ile üretilen, üretilmekte olan bu silahlara dair bir standart getirilmek, keza bu silahların kayıt altına alınmak istendiği anlaşılmaktadır. Bunu sağlamaya yönelik, “ceza hükümleri” başlığını taşıyan 4’üncü maddede “suç” ve “kabahat” teşkil eden fiillere yer verilmiştir. Uygulamada sorun yaratabilecek bir kısım düzenlemeler barındırsa da, bu silahların; gerçek silahlardan ayırt edilecek şekilde ve onlara dönüşmeyecek şekilde Sanayi ve Ticaret Bakanlığından izin alınarak üretilmesi veya ithal edilmesi, 18 yaşından küçükler ile hükümlü olanlara satılmaması; satışının ruhsatlandırılmış yerlerce yapılabilmesi; taşınmasının yasaklanması, belirli şartlar altında nakledilebilmesi; reklam ve tanıtımının yapılamaması; keza bu silahları satan bayilerle, başkalarına satan veya devredenlerin ya da başkalarından satın alan veya devralanların bildirimde bulunma zorunluluğuna dair hükümler ile Kanun, önemli bir eksikliği gidermiştir.





[1] “Meskun mahalde ateş etmek suçundan sanık E. I.’nın yapılan yargılaması sonucunda; mahkumiyetine ve kuru sıkı tabancanın zoralımına dair N. Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 18.06.2004 tarihli hükmün,

1. TCK’nin 119’uncu maddesinin artırılması ile ilgili bölümün hüküm fıkrasından çıkarılmasına,

2. Sanık hakkında meskun mahalde ateş etmek suçundan TCK’nin 551’inci maddesi uyarınca tayin edilen hafif para cezasının 82.000.000 liraya, TCK’nin 55/3’üncü maddesi uyarınca yapılan indirim sonucu bulunan hafif para cezasının 54.000.000 liraya, TCK’nin 59/2’nci maddesi uyarınca yapılan indirim sonucu bulunan hafif para cezasının 45.000.000 liraya indirilmesine karar verilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün düzeltilerek onanmasına, 26.05.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi” (Yargıtay İkinci Ceza Dairesi, 26.05.2005, 2004/20948-2005/9944, Meşe İçtihat ve Mevzuat Programı).

[2] “İmal ve satışı serbest bırakılan 6136 sayılı yasada taşınma ve bulundurulmasının yasaklandığına dair hüküm bulunmayan kuru sıkı tabancanın satılmasında TCK’nin 526’ncı maddesinin 1’inci fıkrasındaki suç unsurlarının bulunmadığı, bu tabancanın amaç dışı kullanılması halinde TCK’nin ilgili hükümleri dahilinde işlem yapılmasının mümkün bulunduğu kanunla düzenlenmiş bulunan hususlarda idari tasarrufla suç ihdasının mümkün bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiştir” (Yargıtay İkinci Ceza Dairesi, 28.04.2005, 2004/18387, 2005/7631, Meşe İçtihat ve Mevzuat Programı).

“İmal ve satışı serbest bırakılan, 6136 sayılı Kanunda taşınma ve bulundurulmasının yasaklandığına dair hüküm bulunmayan oyuncak tabancaların taşınmasında, TCK’nin 526’ncı maddesinin 1’inci fıkrasındaki suç unsurlarının bulunmadığı, bu tabancaların amaç dışı kullanılması halinde TCK’nin ilgili hükümleri dairesinde işlem yapılmasının mümkün olduğu, kanunla düzenlenmiş bulunan hususlarda idari tasarrufla suç ihdasının mümkün bulunmadığı” (Yargıtay İkinci Ceza Dairesi, 08.12.1993, 1993/13442, 1993/13792, Meşe İçtihat ve Mevzuat Programı).

[3] 5326 sayılı Kabahatler Kanunu Madde 43- “[1] Yetkili makamlardan ruhsat almaksızın kanuna göre yasak olmayan silahları park, meydan, cadde veya sokaklarda görünür bir şekilde taşıyan kişiye, kolluk tarafından elli Türk Lirası idarî para cezası verilir”.

[4] “Sanığın, silah niteliğinde olmayan kuru sıkı tabanca ile meskun yerde havaya ateş etmekten ibaret eyleminin, TCK’nin 264/7’nci madde ve fıkrasında tanımı yapılan ve silah öğesi içeren suç tipine uygun bulunmadığı gözetilmeden yazılı biçimde mahkumiyetine karar verilmesi” (Yargıtay Sekizinci Ceza Dairesi, 20.3.2002, 2001/10823, 2002/3462, Akip İçtihat ve Mevzuat Programı).

“Sanığın silah vasfında bulunmayan ses ve gaz fişeği patlatan kuru sıkı tabancası ile meskun bir yerde havaya ateş etmekten ibaret eyleminin, TCK’nin 264/7’nci madde ve fıkrasında tanımı yapılan ve içinde silah ögesi bulunan suç tipine uygun bulunmadığı gözetilmeden, suç vasfının belirlenmesinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiş” (Yargıtay Sekizinci Ceza Dairesi, ., 13.3.2002, 2001/12824, 2002/2978, Akip İçtihat ve Mevzuat Programı) .

[5] Yeni TCK Madde 170’inci –” [1] Kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda;… c) Silâhla ateş eden veya patlayıcı madde kullanan, Kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”.

[6] “Silah niteliğinde bulunmayan kurusıkı tabanca ile havaya ateş etme eyleminin 765 sayılı TCK’nin 264/7’nci ve 5237 sayılı Yasa’nın 170/1-c madde ve fıkrasında tanımlanan, içinde silah öğesi bulunan suç tipine uygun bulunmadığı gözetilmeden sanık hakkında yazılı biçimde mahkumiyet hükmü kurulması, bozmayı gerektirmiştir” Yargıtay Sekizinci Ceza Dairesi, 29.11.2006, 2006/4460, 2006/8684; aynı yönde Yargıtay Sekizinci Ceza Dairesi, 21.6.2007, 2006/4988, 2007/4868). “Kurusıkı” olarak nitelenen tabanca ile ateş etme eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 170/1-c madde-fıkrasında tanımlanan içinde ateşli silah öğesi bulunan suç tipine uymadığı, eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 36’ncı maddesinde düzenlenen ve idari para cezası yaptırımını öngören suçu oluşturduğu ve ayrıca anılan Yasa’nın 18’inci maddesi gereğince kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine, ancak kanunda açık hüküm bulunması hallerinde karar verilebileceği ve 36’ncı maddede de bu hususta bir düzenleme olmadığı nazara alındığında kurusıkı tabancanın iadesine karar verilmesi gerekmekle, …” (Yargıtay Sekizinci Ceza Dairesi, 05.07.2007, 2007/6747, 2007/5363). “Hükümlünün eylemi 5326 sayılı Kabahatler Yasası’nın 36’ncı maddesindeki kabahati oluşturduğundan ve aynı Yasanın 18’inci maddesi uyarınca bu kabahatle ilgili olarak olayda kullanılan kurusıkı tabancanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesi mümkün görülmediğinden, özel dairece; 5271 sayılı CYY’nin 309/4-d ve Kabahatler Yasası’nın 24’üncü maddeleri gereğince suç tarihi itibariyle 54 YTL idari yaptırıma ve olayda kullanılan kurusıkı tabancanın sahibine iadesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi…” (YCGK, 03.07.2007, 2007/8-155, 2007/162). (İçtihatlar Uyap Mevzuat Programından alınmıştır).

[7] “Görüldüğü gibi, anılan fıkradaki suçun oluşabilmesi için, eylemin kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda gerçekleşmesi yeterli olmayıp, eylemde kullanılan silahın da 6’ncı maddenin 1/f bendindeki tanıma uygun olarak, ateşli silah olması, başka bir anlatımla fonksiyonu itibariyle ateş etmeye elverişli gerçek bir silah olması gerekmektedir. Kuru sıkı tabir edilen gaz tabancaları nitelikleri itibariyle, bu suç açısından silah sayılamayacağından, bu nitelikteki tabanca ile düğünde ateş edilmesi eylemi, korku, kaygı veya panik yaratabilecek nitelikte olsa dahi, 5237 sayılı TCY’nın 170/1’inci maddesi kapsamında değil, 5326 sayılı Kabahatler Yasası’nın başkalarının huzur ve sükûnunu bozucu davranışları yaptırıma bağlayan 36/1’inci maddesi kapsamında değerlendirilmelidir. Bu eylem için anılan maddede idarî para cezası öngörüldüğünden, sanığın idarî para cezası ile cezalandırılması, maddede kabahat konusu eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine olanak sağlayan bir hüküm mevcut olmadığı için de, suçta kullanılan kuru sıkı tabancanın kabahatliye iadesine karar verilmelidir” (YCGK, 12.06.2007, 2007/8-127, 2007/144). “Silah niteliğinde bulunmayan kurusıkı tabanca ile havaya ateş etme eyleminin 765 sayılı TCK’nin 264/7’nci ve 5237 sayılı Yasa’nın 170/1-c madde ve fıkrasında tanımlanan, içinde silah öğesi bulunan suç tipine uygun bulunmadığı gözetilmeden sanık hakkında yazılı biçimde mahkumiyet hükmü kurulması, bozmayı gerektirmiş” (Yargıtay Sekizinci Ceza Dairesi,, 29.11.2006, 2006/4460-8684 ). “Ateşlenebilen bir silahın işlevine uygun ve sonuç doğurmaya elverişli bulunmayan ve “kurusıkı” olarak tabir edilen tabanca ile yerleşik yerde ateş etme şeklindeki eylem; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 36/1’inci madde-fıkrasında tanımı yapılan gürültüye neden olmak biçiminde değerlendirilmekle idari yaptırımı gerektirdiği ve aynı maddede, anılan Yasanın 18/1’inci madde-fıkrası hükmü nazara alındığında, mülkiyetin kamuya geçirilmesi de mümkün olmadığından, eylemin nitelendirilmesinde hataya düşülerek sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 170/1-c maddesi uyarınca cezalandırılmasına ve kurusıkı tabancanın da iadesi yerine müsaderesine karar verilmesi, bozmayı gerektirmiş” (Yargıtay Sekizinci Ceza Dairesi, 31.05.2007, 2007/1292, 2007/4348). (İçtihatlar Uyap Mevzuat Programından alınmıştır).

[8] Bk. 5729 sayılı Kanunun genel gerekçesi.

[9] “Bu Kanunda geçen ses ve gaz fişeği atan silah; kurusıkı silah olarak da tabir edilen ses ve gaz fişeği atabilen silahları ifade eder” (madde 1/2).

[10] Yönetmelik: “ Kuruluş ve ön izin”

Madde 6 – “(1) Ses ve gaz fişeği atabilen silâhları üretecek kuruluşlar Sanayi ve Ticaret Bakanlığından kuruluş ve ön izin belgesi almak zorundadır.

(2) Fabrika veya imalâthane kurmak isteyenler; Kuruluş ve ön izin almak için Sanayi ve Ticaret Bakanlığına aşağıda belirtilen bilgi ve belgelerin ekinde bulunduğu bir dilekçe ile müracaat ederler.

a) İşyerinin güvenlik bakımından uygun olduğuna dair illerde valiliklerden, ilçelerde kaymakamlıklardan alınacak yazı,

b) Ticaret sicil veya oda sicil kayıt belgesi,

c) Sanayi sicil belgesi,

ç) Kapasite raporu,

d) Marka tescil belgesi,

e) Üretilecek mamule ait parçalardan; firma bünyesinde yapılacakların, iç piyasadan temin edileceklerin ve ithal edileceklerin listesi,

f) Her bir model için tabancanın iki takım perspektif resmi,

g) Her modelin üretimde kullanılacak iki takım imalât teknik resimleri,

ğ) Teknik sorumlu mühendise ait diploma ve oda kayıt belgesi, teknik sorumluluğu üstlendiğine dair sözleşme,

(3) Teknik sorumluluğun üstlenildiğine dair sözleşme feshedildiği takdirde en geç bir ay içerisinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığına firma tarafından bilgi verilir.

(4) Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca ibraz edilen perspektif ile teknik resimlerin birer takımı onaylanarak firmaya, fabrika veya imalâthanede muhafaza edilmek üzere iade edilir. Birer takımı Bakanlıkça muhafaza edilir.

(5) Kuruluş ön izni, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca iki yıl geçerli olmak üzere verilir. Bu süre ancak, kuruluşu geciktiren veya engelleyen zorlayıcı nedenlerin, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca haklı bulunması ve kabulü halinde bir seneyi geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.

“Üretim izni” Madde 7 – “(1) Bu Yönetmelikte belirlenen usul ve esaslara göre, Sanayi ve Ticaret Bakanlığından ön izin belgesi alınan her bir model ses ve gaz fişeği atabilen silâhtan üç adedi, prototip üretimin yapılmasının ardından jandarma veya polis kriminal laboratuvarlarınca üretim esasları bakımından incelenir. İncelenen silâhlardan bir adedi mühürlenerek muhafaza edilmek üzere firmaya iade edilir. Bir adedi laboratuvarda muhafaza edilir, bir adedi ise incelemelerde kullanılır.

(2) Aşağıda belirtilen belgelerle birlikte Sanayi ve Ticaret Bakanlığına müracaat edilmesinin ardından Bakanlığın 30 gün içerisinde yapacağı inceleme neticesinde, üretim esaslarına uygun olan silâhlar için Ek-2’de yer alan Üretim İzin Belgesi düzenlenir.

a) Kullanılan malzeme özelliklerini gösterir analiz raporu,

b) İmalatlarda bu malzemelerin kullanılacağına dair taahhütname,

c) Jandarma veya Polis Kriminal Laboratuvarları tarafından düzenlenmiş inceleme raporunun bir sureti,

(3) Yapılacak model ilavelerinde; 6’ncı maddenin ikinci fıkrasının (f) ve (g) bentlerinde belirtilen belgeler ibraz edilmek suretiyle, birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen prosedür uygulanır”.

[11] 5729 sayılı Kanunda müsadereye ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığından 11.5.2005 tarih ve 5349 sayılı Kanunla, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’a eklenen geçici maddenin uygulanma ihtimali bulunmamaktadır. Maddeye göre, “diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2006 tarihine kadar uygulanır”. Daha sonra, 19.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’la, “31 Aralık 2006” ibaresi, “31 Aralık 2008” olarak değiştirilmiştir

[12] Bu kavramlar ve müsadere hakkında ayrıntılı bilgi için bk. Doğan Gedik, Müsadere, Ankara 2007.

[13] Yönetmelik: “İmalat ve satışların bildirimi”

Madde 9 – (1) Ses ve gaz fişeği atabilen silâhların satışı, mermi veya av malzemesi ya da yivsiz tüfek satışı yapmak için ruhsatlandırılmış yerlerce yapılır.

(2) Yapılacak satışlarda satıcı, silâh satın alacak kişinin Kanunun üçüncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen şartları taşıyıp taşımadığını tespit etmek amacıyla; silâh satın alacak kişi tarafından ibraz edilecek olan adli sicil belgesi ve kimliğini ispata yarayan belgeyi kontrol etmek ve şartları taşıyanlara satış yapmak zorundadır.

(3) Ses ve gaz fişeği atabilen silâhları satan imalâtçılar ile bayiler, o ay içinde yurt içine ve yurt dışına sattıkları mamullerin cins, çap ve seri numaralarını belirtmek koşulu ile miktarını ve satın alan kişi ve kuruluşun ad ve açık adreslerini belirleyecek tarzda Ek-6’ da yer alan listeye uygun olarak bilgisayar ortamında düzenleyecekleri listeleri, bir ay içerisinde mülkî amirliklere bildirmek zorundadır.

[14] Yönetmelik: “Bildirim”

Madde 8 – (1) Ses ve gaz fişeği atabilen silâhları elinde bulunduranlar ile yeni devir veya satın alan şahıslar bulundukları yer mülkî amirliğinden havaleli bir dilekçe ve ekinde yer alan adli sicil belgesi ile birlikte kolluk birimine müracaat eder. Müracaat edilen kolluk birimince her ses ve gaz fişeği atabilen silâh için Ek-3’ te yer alan Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silâh Bildirim Belgesi düzenlenir.

(2) İkamet yeri değişikliklerinde her hangi bir ek bildirimde bulunulmaz.

(3) Belgenin düzenlenmesini müteakip, bildirim Ek-4’te yer alan Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silâh Kayıt Defterine ya da bilgisayar ortamına usulüne uygun şekilde işlenir.

(4) Bildirimde bulunan şahsın, ses ve gaz fişeği atabilen silâhını devretmesi durumunda, aralarında Ek-5’te yer alan Devir Sözleşmesi düzenlenir. Devir alan şahıs birinci fıkradaki usule göre bildirimde bulunur. Silâhı devredenler ise bildirimde bulundukları mülkî amirliğe bizzat veya yazılı olarak postayla Devir Sözleşmesi ile bildirimde bulunmaları halinde üzerlerinde kayıtlı görünen silâhın düşümü sağlanır.

(5) Kanunda belirtilen bir aylık bildirim süresi içerisinde birinci fıkradaki usule göre mülkî amirliğe başvuranlardan durumu ses ve gaz fişeği atabilen silâh edinmeye uygun olmadığı anlaşılanların silâhının mülkîyeti kamuya geçirilerek ses ve gaz fişeği atabilen silâhı satan şahıs hakkında Kanunun 4’üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hükümlere göre işlem yapılır.

(6) Kanunda bildirim için verilen bir aylık süre fatura veya devir sözleşmesinin düzenlendiği tarihten itibaren başlar.

[15] Yönetmelik: “ Nakil”,

Madde 13 – (1) Ses ve gaz fişeği atabilen silâhlar; fişekleri boşaltılarak, her an kullanıma ve ulaşım kolaylığına imkân vermeyecek şekilde ve bir kutu içerisinde nakledilebilirler. Bu silâhların belirtilen şekil ve şartların dışında nakledilmesi taşıma olarak kabul edilir.

(2) Bu silâhlar bayiden veya üçüncü şahıslardan devir veya satın alınmasından itibaren bildirimde bulunulmasına kadar tanınan bir aylık süre içerisinde bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen usule göre ve ancak fatura ya da Ek–5’ te yer alan belge ile nakledilebilir.

[16] Yönetmelik: “Geçiş hükümleri”

Geçici madde 1 – (1) Bu silâhların ithalat ve ihracatını yapanlar, 12/2/2008 tarihine kadar olan ithal ve ihraç miktarlarını altı ay içinde Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüklerine bildirmek zorundadır.

(2) Bu Yönetmelikte belirlenen üretim esaslarına uygun üretim yapılması şartıyla yetkili makamlardan izin alarak tabanca veya yivsiz tüfek üretimi yapanlardan bu üretime devam etmek isteyenler, 12/2/2008 tarihine kadar ürettikleri her türlü model ve tip ses ve gaz fişeği atabilen silâhın miktarını Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüklerine bildirmek zorundadır.

(3) İkinci fıkradaki bildirimi yerine getirmeleri ve üretilmek istenen modellerin üretim esaslarına uygun olduğunun Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca incelenmesi ve uygun görülmesi durumunda bu kişi veya firmaların ses ve gaz fişeği atabilen silâhları üretmek için ayrıca izin almaları zorunlu değildir.

[17] 5729 sayılı Kanun, “İmal, İthal ve İhraç” Madde 2 – (3) Bu Kanun kapsamındaki silahların ithal ve ihraç işlemleri, genel hükümlere göre yerine getirilir. Ancak bunların ithalinde, İçişleri Bakanlığı ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın uygun görüşü aranır.

Yönetmelik, “İthal ve ihraç”

Madde 10 – (1) Bu Yönetmelik kapsamına giren silâhların ithal ve ihraç işlemleri genel hükümlere göre yerine getirilir.

(2) 5’inci maddede belirtilen şartları haiz olan silahların ithalinde İçişleri Bakanlığı ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın uygun görüşü aranır.

(3) Ses ve gaz fişeği atabilen silâhların imalâtında aranan zorunluluklar, ihraç edilmek kaydıyla üretileceklerde aranmaz.

“İthalatta uygunluk”

Madde 11 – (1) Bu silâhları ithal etmek isteyen kişiler, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca her bir modelden bir adet silâh için verilecek ön ithal izni sonrasında silâhın numunesi ile birlikte Sanayi ve Ticaret Bakanlığına başvurur.

(2) Sanayi ve Ticaret Bakanlığından alınacak uygunluk yazısı ve numune ile birlikte İçişleri Bakanlığına müracaat yapılır. Bakanlığın yapacağı inceleme neticesinde 5’inci maddede belirtilen üretim esaslarına uygun olduğu belirlenen silâhın ithaline ilişkin uygun görüş verilir.